Bir İyi,Bir Kötü
18 Şubat 2010 Perşembe
Geçmişten günümüze süregelen toplum içerisinde benimsenmiş yazılı olmayan kurallarımız vardır, örf ve adet gibi. Halk arasında gelenek ve görenek olarak ta adlandırılır.
Örf ve adetlerimiz yaşadığımız çevre ile ilgili kuralları kapsamaktadır. Var oluş sürecinden itibaren bugüne kadar devam eden, nesilden nesile aktarılan manevi duygulardan oluşur. Saygı duymak, hoşgörü, anlayış, ahlak, yaşam tarzı örf ve adetlerimiz içene girer.
Toplum hayatı birçok alanda değişik inanma, adet, töre, tören, ayin, kalıp davranış vb. tarafından kuşatılmıştır. Özellikle küçük yerleşim birimlerinde, Gelenek görenek ve inançların daha etkili olduğu söylenebilir.
İlçemizde bunların örneklerini fazlasıyla görebiliyoruz.
Düğünlerimizde, bayramlarımızda, cenazelerimizde ve daha nicelerinde ...
Düğünlerimiz vardır beraber gülüp beraber eğlendiğimiz, her ne kadar nerede o eski düğünler diye ara sıra içimizden geçirsek de düğünlerimiz vardır sımsıcak duygularla bizi birbirimize bağlayan.
Cenazelerimizde unuturuz küskünlüğü, kırgınlığı, birimizin acısı hepimizin acısıdır.
Sonra bayramlarımız vardır, her yerden daha farklı, daha heyecanlı, yaşlılarımızı, hastalarımızı ziyaret eder sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi paylaşırız...
Hiçbir yerde örneğini göremeyeceğiniz bir şekilde asker uğurlarız vatana. Hep aynı duygu hep aynı heyecan ve aynı dileklerle...
Birimizin baş ağrısını hep beraber hissederiz,
Sahiplenmemiz vardır birbirimizi, karşımızdakinden daha sıcak, daha içten...
Gurbetçilerimiz vardır; biz onlara gurbetçi nitelendirmesi yapıyoruz ya, onlar dışarıda da gurbetçidir aslında, uzaktan uzağa bizi takip eden... ne zaman kavuşacağız hasretiyle tutuşan... Dağında tarlasında gezmek ister, kara demlikte çay demleyip içmek ister gönlü, çoğuna göre basitmiş gibi gelir ama bizim insanımız çok şey istemez hiçbir zaman, çünkü gönlü toktur insanımızın...
Bunların yanında kötü yanlarımızda vardır,
Başkaları için birbirimize kin gütmek yapımıza işlemiş galiba. Başkalarının hesabını onlardan daha iyi yaparız, kendimiz için değil ama başkaları için birbirimize sırt çeviririz. Bunun bir çözüm yolu yok mudur acaba, vardır tabiki; bakış açımızı değiştirdiğimiz ve karşıdakinin yerine kendimizi koyduğumuz müddetçe çözemeyeceğimiz sorunumuz yoktur.
Yine gurbetçilerimiz vardır, oturduğu yerden insanlar arasına nifak sokmaya çalışan, yaşadığımız yeri küçük düşürücü sözler sarfeden, bir verdiğini bin gören, hayali liderlik yapmaya çalışan.
Pırıl pırıl bir gençliğimiz yetişiyor, kötü örnek olmamak lazımdır onlara, onları da kendimize benzetmeme kaygısını taşımalıyız, madem biz değişemeyeceğiz, bizden sonrakilere aynı yolu kullanma mecburiyetini bırakmayalım.
İyi yönlerimizi her toplumda bulma imkanımız yok ama kötü yönlerimizde fazlasıyla ağır basıyor galiba...
Önemli olan, kötülüğün var olması değil, onun iyilikten ayırt edilmemeye başlanmasıdır.
İyiliklerimizin ağır basması dileğiyle...